Tanık, yokum

Yağmur bir nehir gibi yüzünden akıyordu.
Ya yaşam ilk defa gerçekçiydi ya da sözleri hikâyenin ana fikriydi.
Arta kalanlar ise;
Hiç çizilmeyecek bir resim ve saçlarından dökülen yağmur damlaları.
Kırılan içkimiz oldu,
Sönen sigaramız.
Göz kapaklarındaki öpüşümün kopuşuydun kadın.
Kirpiklerindeki huzur, özgürlüğümüzün göz yaşına karışmıştı.
Eşit bölünemiyorduk bir türlü.
Gece, bize kapanıyordu.
Nehrin esintisi durmuştu.
Belki de ustaca yalancıydık.
Ama özlemimizi, özlememiz;
Sıradan bir aşktı, doğrusu..
.