Mavinin Ölümü

Bugün göğü eski bir yer gibi
Öyle tersine çevirdim ki

Bazı şiirler vardır
Sıcak bir kış gününü hatırlatır,
Uzaklardan süregelen çift kişiyi,
Dağınık yatağı.
İnsanlar bazen yükseklerden atlar.
Gökyüzünden düştüklerine bakarsan
Yılanın başı ezilir ve bu denizin ismi:
Keşke bir adım, bir adım daha mavi olsaydı.
Keşke adım herkese
Maviliğin sonsuzluğunu anlatsaydı
Bu sonsuzluğun verdiği acıyı

Bazı şiirler vardır
Parmaklarım küçülür, garipleşir yazarken.
İşte o parmaklarımla herkese
Kanlı şiirler yazsaydım,
Hepsi çok soğuk servis edilseydi Tanrım.

Bazı şiirler vardır
Yağmuru andırır, az sonra kar yağdırır.
Güneşin kalbinde yalnız üşümenin soğukluğunu,
Çocukların çaresiz bakışlarını.
Geceyi onların küçük elleri taşırdı sabaha.
Ben ne zaman yaşayacağım Tanrım ?
Gün aydınlanınca mı ?
Keşke birkaç dokunuşun sıcaklığını avuçlarıma saklasaydım.
Kök salan, git gide içimde büyüyen bir çınar gibi,
Rengi sebepsizce mavi olan bir okyanus gibi.
Şu banyo küvetinin taşına kafamı vursam,
Saçları yüzüme dükülürdü dallarından Tanrım
Artık saçlarını kestiğine inanmıyorum.

Bazı şiirler vardır
Kelebeklerin kanadı yusufçuğun içinde kırıktır.
Üç gün uçmanın anlamı olmazdı
O şiirin adı.
Ardında sıcak kış gülüşünü bırakmanın sancısı.
Keşke rengim mavi olsaydı.
Keşke rengimin bir anlamı olmasaydı..

Herkes soyunsun ruhunu
O çirkin bedenini saran elbisesini
Ve herkes birbirine tokuştursun Tanrım