Eksik Şiir

Cemal Süreya tam unuttum derken;
Bir şarkı çalar diyor.
Ben seni hiç unutmayacağım
ve bu şarkı hiç bitmeyecek.
Sonrasında biri onun gibi güler diyor.
Süreya yalan söylüyor sevgilim, kendini avutuyor.
Biliyorum ki ben, kimse senin gibi de gülemez.
Devamında “Birisi parfümünü sıkıp onun gibi kokar” diyor.
Evet, biri parfümünü sıkabilir ama kimse senin gibi kokamaz, bilmiyor.

Turgut der ki “herşeyden biraz kalır.”
Üzüldüm buna, “seni” unutmuş sevgilim.
“Herşeyden biraz sen kalır.” olması gerekiyordu.
Sonra “kavanozda biraz kahve kalır” diyor.
O kahvenin kurusunda,
O kahvenin içiminde,
O kahvenin sıcağında,
Sen kalırsın, bilmiyor.
“Kutuda ise biraz ekmek kalır” diyor.
O ekmekten arta gelen bir sen varsın bilmiyor.
Tokluğumsun, açlığım hiç değil sevgilim.
Sözlerine şöyle devam ediyor.
“İnsanda biraz acı kalır.”
Senden önce acılar baki kalır sanardım,
Kalmadı, ne keder , ne acı
Çünkü artık sen varsın, sen sen!
Kızma! Nerden bilebilirdi ki Turgut bizi.
Senden sonraya biraz değil, kalacak acı olmaz derdi o vakit.
Çünkü senden sonra diye bir yaşam var olmayacak, bilecekti.
Bu söylediğim Turgut Uyar mı, uymaz mı bilmiyorum artık.

Bazen sessiz kalmak,
kırıldığını göstermenin en iyi yoludur.
Diyen bir Tomris gelir şimdi de aklıma.
Eh, kocasından sonra eşi yapışır yakama.
Ve sana, bana kırılma demeyeceğim Burcu.
Seni anlamam için susmana gerek yok,
Bunu hissettireceğim, hissedeceğim.
Sesinde kaç kırık var bileceğim.
Turgut’a her ne kadar uymadıysa da,
Bu uyar biliyorum..

Ve büyük üstad Nazım der ki
“Gitmek bir eylemdir,
Unutmak koca bir devrim.”
Affına sığınıyorum azizim, azım.
“Gelmek bir eylemdi,
Sevmek koca bir devrim.”
Şimdi çok oldum üstad biliyorum, affet.
Fakat sığındım sana ve istemediğim gibi
ve istediğin gibi sana bu bir eylem,
“gidiyorum.”

Bir gül solarken,
Bir gülün açma korkusu vardı Edip’de,
En dipte.
Neyse ki sen bir gül değilsin sevgilim,
Her günsün, ne bir gün solar,
Ne de bir başka günün açma korkusu olur.
Çünkü sen bir güneş gibi hep doğarsın,
Ve bir gün aslında her gündür.
Kendini tekrar eder durur.
Akşamın da yoktur bana.
Tutulman bana, karanlığın başkalarına.
Velhasıl kelam, Edip candı.
Bir gül kadar severdi, soldu.