Bir kadın, iki erkek, bir adam

Bir kadının parmak aralarındaki boşlukta hisleri saklıdır.Tırnak aralarında ise düşleri. Ellerini tuttuğunuz o ilk an sıcaklığını çoğunuz bilir. Asıl yolculuk o an başlar. Boşlukları teker teker doldurduğunuza inanır, güvenir ve tırnaklarına dişlerini geçirene dek mücadele eder. Bir süre geçer. Parmak aralarında güneş açar, çiçekler..Tatlı suları durulur, belki de buharlaşır zamanla. Gökyüzüne havalanır, bulutlarına değer.Ilık bir rüzgar esmeye başlar, yağmur yağar.Parmak araları ıslanır zaman zaman.Hüzün kokar toprağı.Hava soğumaya başlamıştır. Sonbahar, kışın habercisidir.Yapraklar dökülür, soğuk bir rüzgar eser, savrulur.Kış kadınlarının, ne yapsa yazın sıcaklığına ayak uyduramayan kadınların zamanı gelmiştir.Artık buz tutuyordur parmakları, uçlarına dek. Düşlerini avuçlarınızda minik bir serçe gibi saklıyordur. Bir sarılsanız, iki sevecektir.Seviyordur da.. Ta ki siz tuttuğunuz o elin değerini, bıraktıktan sonra anlayana dek.Üşüyordur, üzerinde bir sensizlik hırkası..O gün bahardan kalma yağmurun hüzünlü kokusunun sindiğini farkeder üzerine.Bir süre geçer, kokusu geçmez.Sadece bedenine sinmemiştir. Dinlediği şarkılara, okuduğu şiirlere, gördüğü küçük çocuklarının mutluluk dolu bakan gözlerine, aynadaki yansımasına..Zaman durmak bilmez, geçer.Tırnaklarına geçirdiği dişlerini söker.Fakat izi kalmıştır değen dudaklarına. Bir daha mı ? “Asla” deyip yanılır o vakit. Bunu farkedecek, henüz erkendir onun için.Sakın ha, dokunmayın.Uzak durun, uzak durun piç kuruları ! Bilmenizi isterim ki yanıldığını farkettiğinde mutludur o kadın.Hayata yeniden gülümsemeye başlamıştır. Öyle ki içten içe, yaşamanın anlamını tekrardan tatmanın umudunu hiç kaybetmeyişiyle sarılıyordur; bir erkeğe değil, adama.Kendisi için “tırnaklarına dişini geçirebilen bir adama..”