Aşk-ı Leyla

İnsan;
Aşk-ı leyladır derdi annem.
Bu sevginin sevgiler içinde bir yeri vardı.
Ta ki bir sonbahar günü yalnız kaldığım zaman,
Bu sözler asıl anlamını kavradı.
Geçti gözlerinden, düştü ellerinden,
Geçti aşık denilen tâmahkar tüccarı.
Kararmış sabahların ardından doğarak
Bu sevgi yüreğime kadar alçaldı.
Nefes verildi, murad edildi
Ama kalp kesilince kandan sıcak,
Tüm soğuk kelimeler boşandı.
Aşk için aklıma ve bedenime,
Ölüm için yüreğime kondurduğun kuşlar;
Uçtu birden.
Aşk ve ölüm bana yeniden,
Sevgi ve sen ve nefret
Bana yeniden yorumlandı.

Sevgiyle susup
Aşkla konuşulan bir çağdan,
Geçiyor olduğumuzu sanmışım meğer.
Kanatları kopmuş bir kelebeğin dünyasında
Üç günlük bir enkazın altında
Delirme hakkını elde bulundurmak
Aşka doğru hislerle yanaşmak için
Bedenin değil,
Sevişin gerekli.
Parmak uçlarında sarılışın, kimi zaman bakışın
Ve küçük bir sıcak dokunuş.
Peşpeşe kaç gece acıyan göğsüne
Yatar, uçardım
Bilmezdim neden bazı aşklar
Mutsuz sonsuza erirdi.
Neden bir taraf kırardı ve öteki taraf döküktü?
Yazgı desem
Kötü birşey dokunurdu sanki dudaklarıma.
Sen,
Aklıma bile gelmezdin.

Papatyaların kökünü kazırdın kırlarda.
Ben ise sular dururdum.
Bir yaprağında sen, diğer yaprağında sen ol ümidiyle..
Kafamda yasak düşünceler, bu düşünceler içinde bir sen,
Bir bilsen
Her gülmek nöbetimde kuşlar ölü sunuluyor bana.
Sabahın anlamı yok olsun diye güneş
Doğmadı bana.
Gecenin anlamı tıkandı, yitik.
Oysa her gün,
Sevinçler kiraladığım yürek,
Bitik.

Budur
İşte bir daha sevmemek için sevmek gereken korku.
İşte aşkları bayındır gösteren yalan.
İşte mevsimlerin değiştiği yerde buharlaşan,
Güç bela işte kurduğum
Sen.
Sen dolu ağır bir ten taşımaktan
Tenimin olanca ağırlığı yok oldu.
Solgun bakışlar, ölü bir el, riyakar bir his,
Bile bir bir çatırdayan dağ;
Devrim habercisidir.
Ve gecenin duvarlarının soluksuz oluşumu
İlkbahar ayları gelince vücudu hafifletir.
Şahlanan nefretler için kahkahalarım küstah,
Bakışlarım parlayan güneşe dönük,
Göğsüm beyaz bulutlara obur,
Çocuklara ninni söyleyecek hevesindeki sesim,;
Yankılanır bu kentte ve şaraba boğularak
Aşk-ı leyladır
Biraz ağlayabilmek için.

İnsanın
Gücüyle tanımlandığı bir çağda
Aşka düşer belki birkaç şeyi anlatmak.
Belki de ruhların gölgesi düşer saçlarına.
Mümkün olur kesmek, varlık sancısıyla
Dikilirsin minbere, sesin duyulmaz.
Tutup yüzleştirirsin hayatı
Biri kör, bataklıkta.
Diğeri sağır, bir yatakta.
Biri dilsiz ama oldukça haklı,
Diğeri ölümlere ulamakta ustadır.
Yaşamsa bir başka yaşama karşı..

Orada,
Sen ve ben
Birbirine katışmaz.
Nasıl katışmıyorsa bir çocuk hayata,
Kendi cehennemi peşinden gider insan.
Aşkın dahi yüreğinden
Aktığı güne kadar
Sürdürür odunları ateşe atmayı.
Ham yüreğin pütürlerini geçer,
Gövdemi riyakârlara zerk ederek
Var oldum ölüşüyle ruhumun.
Ve
Aşk-ı Leyla
Nedir bildim..